2.Satranç-Stefan Zweig

Okuduktan sonra etkisinden kurtulmamın epey sürdüğü bu kitabın herkesi etkileyeceğinden adım gibi eminim. Okuduğum zaman etrafımdaki herkesinbu kitabı okumasını isteyerek canla başla anlatıyordum.

Konusuna gelelim… Bir köyde konuşmayan hiçbir vasfı olmayan bir çocukla başlıyor anlatmaya yazar. Papaz çocuğu sahiplenip ona bakarken, bir gün satranç ilgisini fark eder. 1-2 oyunun ardından artık herkesi yenmeye başlayan çocuk yaşı ilerledikçe yeteneği fark edilir. Dünya şampiyonu haline gelen bu satranç ustası, başka bir ülkede yapılacak olan maça gitmek üzere gemi yolculuğuna çıkar.

Satranç ustasının sıkı takipçilerinden bir gazeteci (kitap bu kişinin anlatımıyla devam ediyordu) hiç kimseyle konuşmayan ve özel hayatına dair hiçbir bilgi vermeyen bu şampiyonla konuşmak ister. Buna ulaşmanın tek yolunun ise satranç oynamaktan geçtiğini düşünür. Yanındaki arkadaşı satranç meraklısı olduğu için duyar duymaz zaten gider ve oyun oynamayı teklif eder. Para karşılığında teklifi kabul eden dünya şampiyonu elbette ilk oyunlarda galip gelir. Sonraları oynadıklarında yanlarına gelen bir yabancının onlara taktik vermesiyle berabere biter. Dünya şampiyonunun dikkatini çekmiştir. Bir maç daha teklif eder ama kabul etmez.
Gazetecimiz bu gizemli kişiyi ikna etmek üzere, ggüvertede muhabbet etmek ister. Uzun bir süre konuşan bu gizemli kişinin hayatı asıl hikayedir. Yani ilginç olan kısım bu hayat hikâyesi.

 Uzunca anlatırsam bu kitap özeti gibi olur. O yüzden kısaca bahsedeyim.
Nazi kamplarında kalıp boş bir odada yıllarca bekletilmiş, o sırada zar zor ele geçirdiği bir kitap olur. Bir satranç kitabıdır bu kitap. Kafayı yememek için bu kitabı okur, defalarca. Kendisi kafasında oyunlar kurar ve karşılıklı oynar. Bu oyunları ve sonrasında çıldırmak üzere olduğu  kısım çok etkili anlatılmış.
Sonucuna gelecek olursak, maç teklifini kabul ediyor. Neler olduğunu,maçı kimin kazandığını da okuyarak öğrenirsiniz umarım.

Ayrıca akıcı bir kitap olduğunu söylemeliyim. İİlk sayfalarda sıkılabilirsiniz. Ama kesinlikle pes etmeyin. Sonrasında kitabı bırakmadan bir solukta bırakacağınıza emin olun.

Bol okumalı günler. 🙂

Reklamlar

1. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)- George Orwell

Merhabalar,bu benim ilk yayınım. Herkese faydalı olacak ve bana da katkısı bulunacak bir blog açma hayalim vardı uzun süredir. Bunu sağlamanın en güzel yolunun bir kitap önerisinde bulunma blogu olacağına karar verdim. Artık buralardayım. Umarım benim kadar keyif alırsınız. İyi okumalar. : )

İlk olarak 1984 ile başlamak önerilere,bir kısım okuyucular için tehlikeli olacak gibi. Çünkü anlatımı biraz sıkıcı gelebilir bir çoğunuza. Bana pek böyle gelmese de çevremdeki pek sık kitap okumayan insanlar tarafından sıkıcı ve ilerleyemiyorum gibi yorumlar aldım. Yani kitap okuma hevesiniz olsun istiyorsanız bu kitapla başlamanızın doğru bir tercih olacağını düşünmüyorum.

Kitabın konusuna gelecek olursak, en başarılı distopyalardan birisi olmalı. Gözünüzü birçok konuda açıyor. Dünyaya bakış açınızı değiştirip ,sistemin dayattığı doğru sayılan ama doğruluğundan emin olmamız gerekenleri görmemizi sağlıyor. Uzun süreler boyunca sorgulama yapmanızı sağlayabilir ve günümüzle ne kadar uyuştuğunu düşünebilirsiniz. Kitabın amacı da bu zaten. Sorgulamaktan çekinmeyin yoksa kitaptaki robot haline getirilmiş havası verilen insanlara dönüşürsünüz.

İlk başlarda insanların her gün her gün gerçekleştirdiği devletin onlara verdiği görevleri yerine getirirken kafasındaki düşünceleri aktaran başrolümüz sonraları karşısına çıkan kızımıza aşık olur. Kızımız da onunla aynı şeyleri düşünmekte, bu sisteme köle olmak istemese de elinden gelen bir şey olmaması sebebiyle sesini çıkarmadan yaşamaktadır. Bu sistemde düşünce özgürlüğü ve duygu özgürlüğü yoktur. Birbirlerine aşık bu iki sevgili zor şartlar altında buluşurlar. Hayattaki zevkleri sadece birbirleridir. İlk zamanlarda her şey yolunda gitse de sonra tüm büyü bozulur. Spoiler vermekte kararsızım. Ama bunlar da bir spoiler sayılır sanırım. Zaten bu kitabı okuyacaksanız amacınız düşünce yapısını anlayabilmek kendinizi geliştirmek olmalı. Kitabın amacı, verdiği mesajları tam verimle alıp kendinize bir şeyler katmanız. Her kitapta olduğu gibi.

Bir ortama girdiğinizde konu açmakta zorlanıyorsanız, size kolaylık sağlayabilecek bir yöntem kitaplardan bahsetmektir. Bu kitap bunun için biçilmiş kaftan. Tabii ben sırf ortamlara girmek için kitap okumanızdan yana değilim ama konu bulamıyorsanız diye ve bu aklınıza daha önce gelmemiş olabilir diye tüyo veriyorum. : )

Bol bol kitap okumalı günler dilerim. : )